7 Şubat 2013 Perşembe

Bırakma diyemem sana,gidersin hiç dinlemeden. O zaman iyisi mi sen tamamen vazgeç benden..






Sen benden daha iyilerini hak ediyorsun,
sorun sende değil bende,
ne seninle yapabiliyorum ne sensiz,
bak yıllar sonra bu yaptığım için bana minnettar olacaksın..

LÜÜÜTFEN! lütfen lütfen..
Bırakınız bi klişe lafları.Aşka inanmayıp sonra bir kadın sayesinde inandığını iddia edenler.Sonra görebiliyoruz efendim nasıl kaçıp da gittiklerini..
Sonra, yaptıklarına 'her şey bizim içindi' gibi bir kılıf giydirip 'elimden geleni yaptım ben' der sıyrılır içinden.Masumsundur sözde.Elbette bayım 'en az günahlarım kadar'..

Bırakma diyemem sana ben,bırakır gidersin,
Seviyorum diyemem 'ben de' dersin,gidersin..
Seni artık sevemem.Sadece canımın acısına nedensin.Kahveden sarıya çalan saçlarımın uçlarında bile sen varken gidemem..Gidemezsin! Bitemezsin! yine yenilemezsin tüm bu olanlara,gitmemelisin.
Rüzgar gibi yüzüme vur tüm aşkını.Hafif bi' esinti olmasın dikkat et.Hortum olsun,fırtına olsun ki alsın götürsün benı -ki ancak o zaman anlarım aşkının kuvvetini..
Bırakma diyemem sana,gidersin hiç dinlemeden.
O zaman iyisi mi sen tamamen vazgeç benden..

Dilerim ki asla pişman olmazsiniz.

Nasıl bir giriş yapsam her söz yerinde olur diye düşünüyorum,yine bulamiyorum..Hiç bir cümle durumun acizliğini,berbatlığını,lanetliğini tarif edecek kudrette degil biliyorum.Benimle aynı durumu paylaşanlar için baba demem yetecektir zaten.Cümleye böyle bi' başlangıç yapınca peşinden gelecek sözcüklerin çoğu anlamını yitirir zaten.Boğazı düğümlenmek deyimini tepeden tırnağa yaşar da susarsın sonra..

Ailemin en küçük çocuğuyum bu yüzden hiç büyümedim ben yıllarca.Sonra bir gün geldi,tek bir gunde onlarca yaş büyüdüm,onlarca sorumluluk üstlendim,onlarca ağırlığın altına girdim,onlarca kez sustum,onlarca kez içime ağladım,teselli ettim,teselli aradım..Hiç ummadığım bi güne babamla başlayıp,onsuz noktaladım günü.Babamı hayatımda bir parça sanarken ben, benim hayatımın tamamı olduğunu anlamam yıllarımı aldı sanırım,o gitti,ben kıymet bildim.


Zaten hep böyle olmaz mı?olmasın ama..


Ölüm denen kaçılması imkansız durumu sevdiğiniz kimseye yakıştırmazsınız ama öyle acımasız öyle vurdumduymazdır ki yalvarışlarınıza aldırış etmeden kimi isterse alır götürür.. Arkasından bize kalan özlem olur,bazen nefret olur,kızgınlık,kırgınlık olur ama en çok PİŞMANLIK kalır elde avucda.Ölüm babamı seçtiğinde 15 yaşındaydım..Lunaparklar bizi beklerdi daha,salıncaklar,dönme dolaplar..Önümde daha uzun yıllar var diye ondan uzak geçen 15 yıl.Babam belkide kızının onu ne kadar çok sevdiğini hiç bilmedi.Son 1 günün olsa ne yapardın deseler 24 saat sarılır,koklar belki biraz ağlar ama asla bırakmazdım.Şimdi nasihat mı dersiniz,tavsiye mi bilemem ama eğer vaktiniz varsa KEŞKE dememek için İYİKİler oluşturun hayatınızda..
Babanıza sarılın,öpün,koklayın,kıymet bilin..


En azından siz hayatınızda keşkelere yer vermeyin.